Sabahın ilk saatleri, Salacak…

Rüya gibi.

Ilık bir hava, usul usul esen rüzgâr yüzümüze değerken, sabah mahmuru gözlerle denize baktık.

Bir de gelip geçenlere tabi,

İlk dikkatimi çeken, marka eşofmanlarıyla koşuyormuş gibi yapan, sarı saçlı (çıtır) bayanlar oldu. Hangi saatte uyanıp da, fönlü bir şekilde evden çıkmayı başarabilmişler anlayamadım.

Bunlar zaten formda olduklarından ve bu manzaranın keyfini birlikte çıkaracak biriyle olmadıklarından, amaçları bellidir; enerjik sportif ağabeylerle muhabbet kurmak. Bunlara dikkat etmelisiniz, incecik bir sesleri vardır ve her an ayak bileklerini burkabilir, kendilerini sizin önünüze atabilirler. Ya da, hani hiç de nasıl geçtiğini anlamaz bir edayla, saati sorabilirler. (Ben öyle anı yaşayan biriyim ki, saatten haberim yok…) Bunların bir kısmı, kulağına walkman takar, bir kısmı köpek gezdirir.


Bu kızlar genelde şu tiplere takılırlar; yine kulağında walkmaniyle, Dünyaya aldırmıyormuş da tüm meselesi koşmakmış gibi bakan cool gençlere. Sabah yalnız yürümesinden de bellidir ki, zavallıcık yalnızdır.Çift olarak gezenler de vardır. Bu türlerden kız olan, topuklu pabuç konseptindedir. Birlikte ağır ağır yürümekte, manzarayı izlemektedirler sanki. Kızın elindeki güle, çocuğun elindeki üniversite hazırlık kitaplarına dikkat lütfen :p

Dershane başlamadan buluşmak için, sabahın bu kör saatinde birliktedirler. Kızın ayakları vuracağından, bir banka oturmaları an meselesidir.


Sonra, koşmak için çıkmış “şişman teyzeler güruhu” var. Bu teyzeler, yalnız gezmez, olaya mahallecek katılırlar. Genel çıkış saatleri, “sabah namazından sonra”dır. Nefes nefese hızlı hızlı yürürken, mahalle gündemini de kritik etmekten geri kalmazlar. Burada ilginç olan, siz bir tur atıp döndüğünüzde, onları oturmuş salatalık doğrayarak, pikniğe hazırlanırken görmenizdir. Formda kalmayı başarmış, yalnız, (orta) yaşlı teyzelerse, son derece bakımlı çıkmışlardır yürüyüşe. Onları hafif allıklarından ve beyaz eşofmanlarından tanırsınız.


Bu teyzelerin mukabil ve muadili olan “yaş yetmiş iş bitmemiş” amcalar vardır ki, gülmekten öldürürler insanı. Kollarını iki yana açarak, doğduklarından beri spor yaparmış da, bu üçgen vücutlarını ona borçluymuş gibi yapar, bu yürüyüşü bir atletle yaparak göz zevkinizi bozarlar. Ama bu bakımlı ve şık teyzeler onlara bakmazlar.


Biz de kıyıdaki teknelere bakıp, amcalardan birine nasıl kiralanır sorup, denize açılma hayali kurarak, bu yürüyüş klişelerine kapılmış olduk. Bir de tabi hemen o an, “biz bunu her sabah yapalım” falan da dedik…


Ama hangi gruba giriyorduk biliyor musunuz?

Arada romantik takılan, “deniz hiçbir yerde buradaki gibi değil” diyen, Kız Kulesi'ne bakıp elele yürüyen, yakalamaç oynayan, arada da etraftakileri gözlemleyip kikirdeyen genç çift. Bizi, "tıpkısının aynısı" spor ayakkabılarımızdan ve aynı renk giyimlerimizden tanıyabilirsiniz.


(Öff, çok banaliz biliyorum)



Fotoğraf: Ben

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa