maharetabla

Ben o teyzelerden değilim, o ablalardan.

"Bayram temizliği" insanlarından değilim, olamadım, olamayacağım. Bayram geliyor temizliği mantıksız geliyor, bünyeme mantıksız geleni yaptıramıyorum kendime, bahar temizliği bir derece, değişen iklime uygun giysiler çıkacaktır falan. Ama evin zaten temizdir, olmalıdır, misafir gelecek diye bu havalanma nedir? Kendini parçalamak neden? Bi' sakin olun ya.
"Evlenince anlarsın" derlerdi, anlamadım, hala.
Ramazan alışverişini anlamadığım gibi. Seferberlik ilan edilir gibi marketlere koşmayı anlamadığım gibi. Bayram diye kuaföre koşanları anlamadığım gibi. Kredi kartına sayısız taksitle gardrobunu dolduranları anlamadığım gibi. Bunun bayramı yaşamak olduğunu zannetmiyorum. İnanmıyorum. İsrafın, gösterişin, abartının emredilmediğini iyi biliyorum.
"Misafir tabaklarını" "vitrin"de saklayanlardan da olmadım. Vitrin diye bir saçmalığın varlık nedenini anlamam mümkün değil, kuyumcu muyum ben vitrinim olsun? Minibüs şöförü mahalli gibi bir şey bence vitrinlerdeki danteller... Sadelik diye bir şey duydunuz mu?
Sonra o maharet ablalardan da değilim ben, olmayacağım, hani deryik'in de deyimiyle "hobileriyle gerenler"den. Hayatını anlamını boncuklarda arayanlardan. "Su böreğini kimse benim gibi yapamaz"lardan. Kadın günlerinde yemek tarifi yarıştıranlardan.
Kınamıyorum onları, hatta yıldızlı pekiyililer onlar. Hani saçları sımsıkı örülü, tek teli bile dağılmayan, yakaları ütülü çocuklar onlar. Yaramazlık yapmaz onlar, öğretmenin biriciğidirler, hiç bir aşırılıkları yoktur, vasattırlar hep, "hanımkız"dırlar.

Bence yeryüzünün en sıkıcı insanları olmaya adaylar.

12 Comments:

  1. ece arar said...
    her cümlesine katılıyorum.
    n@zo said...
    :)) vitrine çok güldüm. Ramazan alışverişi ve bayram temizliğine de :)
    boncuklarla uğraşmak çok eğlenceli, gerçekten bak! ama yaramzalık da yaparım ben ;))
    Mutlu bayramlar canım..
    öz'üm said...
    mutlu bayramlar dilerim.....
    funda said...
    harikasın :) iyi bayramlar
    ışıl ışıl said...
    Yukarıdaki her cümle ya da paragrafı okudukça sizinle konuştum:
    ... "Evkızlarını da unutmayalım." (Evkızı sözcüğünü ilk kez duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım)

    ... "Hem de ne mantıksız!"... "Evet evet, yazın ya da kışın başında, sonunda olur, hadi neyse."

    ... "Ben de vitrin olayını çok anlamsız buluyorum. Ya da bir anlamı varsa o da gösterişten başka bir şey değil: 'Bakııın, benim nelerim var!' der gibi." (Gerçi bir vazo, bir biblo gibi nesneyi sergilemek dekorasyonun bir parçası ama) ... "Hiii, ah, her şey bir yana danteller bir yana." (Ne kadar emek istiyormuş meğerse biliyor musunuz? Ben epeyce geç, hem de dergilerden kendi başıma öğrendim yapmayı, ama yapınca da her yerde görmek istiyorum doğrusu. Şu ana kadar bir o konuda ayrıldık. Neyse okumaya devam.)

    ..."Hahahahah"

    Tam bayramlık bir yazı olmuş. İyi bayramlar...
    mermaid said...
    @ece arar: katılmanız benim için bir mutluluk efem:)
    @nazo: sen boncuklarla germiyorsun:)
    @tuğba: sana da sana da:)
    @funda: teşekkür ederim:)
    @ışıl ışıl: yorumun çok cici üşenmeyip yazdığın için teşekkür ederim. dantele karşı değilim ben, zihniyete... anladın sen onu:) çok sevgiler.
    melda said...
    bu bayram ben de aynı şeyleri düşündüm :) bir de bayram boyunca evde oturmayıp sadece gezecek olan gençlerin kalkıp annesinden gelen alışkanlıkla temizlik yapmasını anlamıyorum.
    Anonymous said...
    Ben de onlardan olacağım gibi sanki:D:D huhuhu:) Şimdiye dek olmadığıma göre tamı tamına olmayacağım da demektir. Birtaneciksin yaren:)
    Anonymous said...
    bide vasat,hanımkız,yeryüzünün en sıkıcı insanların vs. yeryüzünde olmadığını düşünsek?bende o vasat sıkıcı insanlardan biriyim ve ekmek paramı hobilerim sayesinde kazanıyorum bununla da büyük gurur duyuyorum.taşlamak yerine anlamaya çalışın bence.
    mermaid said...
    sayın adsız: belli ki, hayatın anlamını boncuklarda arayanlar, okudularını da anlamıyor.
    pedro said...
    ben bu yazıda harika bir tasvir yeteneği görüyorum. her örneğinde "ben de, ben de" demek istiyorum...kendini anlatmak biraz da böyledir, ne olmadığını anlatırsın, ne olduğun çıkar ortaya.bu kimseyi taşlamak değildir. ve aslında bir kadının kendini anlatması hepimizden bir şeyler anlatması demek. hiçbirimize yabancı olmadığını sanıyorum bu hallerin...:)
    ben ve kendim said...
    çılgıncasına katılıyorum bu yazıya. böyle alkışlamak alkışlamak istiyorum..

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa