Pazar günü sabah erken başlayıp, akşam geç saate dek süren bir çalışma vardı bizim evde:)
Önce komşulara söyledik izin aldık.
Sonra müzik, matkap, çekiç, süpürge...

Pazar gecesi uykuya yattığımızda, evimizde uyum ve sakinlik hakimdi, nihayet:)
Yerleştik, eksikler tamamlandı, Cuma günü ilk davetimizi bile veriyoruz.

Bu akşam koltuğumuz geliyor, ayaklarımızı uzatıp, keyif yapabileceğiz.

Bu telaşın içinde vakit ayırıp doktora gittim dün, kırmızı beneklerim için. Eskiye göre o kadar iyiyim ki, nazar değmesin. Ama yine de ihmal etmek istemedim. Doktorumun yönlendirmesiyle, Prick testi yaptırdım. O kadar çok şeye alerjim çıktı ki, şaşırdım, bir kısmını doğru tahmin etmişim. Şimdi doktorun yazdığı ilaçları ve önerdiği ürünleri kullanacağım. Bir hafta sonra da kontrol. Evde hiç bir surette temizlik yapmayacakmışım, toz almayacakmışım, yapmak zorunda kaldığımda da, maske kullanacakmışım:) Onun dışındaki önerileri, bizim zaten aşağı yukarı uyguladığımız şeylerdi.

Şükürler olsun ki, kedi tüyüne alerjim çıkmadı:)

Verdiği ilaç, bir diğerine kıyasla düşük dozda olmasına rağmen uyku yapıyor fena halde...

Gugıla sor

Ya bu Google Analytics acayip eğlenceli bir hede.
Anahtar kelimelere baktım ben de, birazını yazayım dedim:) Pek güldüm.


huzur kampı: bunu gugılda arıosun:) umarım bulursun
milka ineği: evet kendisi burda:)
nasıl ısınırız: bilmem
ankaradan kaçmak: hehehe genel istek
deniz kızı tatilde: ah keşke:)
esas deniz kızı: hakiki urfa kebapçısı gibi bir şey olmalı
karnıbahar nasıl yapsak: sarımsaklasak da mı yesek sarımsaklamak da mı?
mor yünler: hastasıyız
seni seviyorum battaniyesi: ben de seni seviyorum yastıklarıyla iyi gider
ninca kaplumba: ninja kaplumbağa diye yazılır evladımcım o, ben espri olsun diye öyle yazdım, o kadar çok ki böyle arayıp siteye gelen:) yok kaplumbağa falan. ninca kaplunba oyunları yazan bücürük, aynısı senin için de geçerli.
deray baykalla ilgili sayısız aramalar: gece lambası yapımı, ören bayan, bilmem ne. sevmem ki ben kendisini ya.
duman kız: bunu kim aratmış acaba?
kendimi anlatan yazılar: bunu gugılda aramanın mantığı ne acaba? git yaz sonra git orda oku gene, burda ne gezer
korkak denizkızları: ben değilim:)
sokak kedileri evcilleşir mi?: evet. ama gugıla insanmışçasına muhatap alarak soru sorulmaz.
bizet carmen dinle: bence de dinle.
deniz kızı süslü: evet öyle.
deniz kızı ve korsan: ben hiç tanışmadım.
hepsi 13.5.08: önce anlamadım sonra jeton düştü, bir kaç uzaylı kızın dizisi bu sanırım, şarkı da söylüyorlar daha fecisi, allah karşılaştırmasın.
kız kulesinin adresi: işte bu harika çünküüü bu cevap blogumda var:) Kız Kulesinin adresi:
Üsküdar Salacak Sahili Karşısı-İstanbul
mortingen: O be-nim!
purple ne demek: işte gene gugıla direk bir soru:)
sararmış gömlek nasıl beyazlatılır: dalga geçmiorum bunu bir kez ben de sordum:)
kendimi anlatan bir dörtlük: şaka gibisin.
örmeyi nasıl örenicem: bilmem ki:D
öğretmenler sigara yasağı ilk gün: eğlenmek isteyen biri olmalı.
üç kere hapşırmak: ben alerjik olduğum için başladığım zaman 33'e kadar giderim.
yutuba başka adresten girmek: evet mümkün:)
deniz kızı deniz ineği: yok daha neler!
google öğrendim: afferin sana!
kız kulesi kahvaltı ne kadar: ayıp kızı bi kahvaltıya götürcen hesap yapıosun:)

çıtır kıtır

hiiho.

İnternetten bulduğum zeytinli cips tarifini, geliştirdim;
Labne peynirli ve domates salçalı da yaptım ama en leziz sonuç zeytinlide alındı yine de.
Attım sepetime az kalorili cipslerimi, sevgilim evden aldı beni, gittik maç izlemeye aileyle.
Kocaman balkonda püfür püfür seyrettik, ben bir yandan örgü ördüm:) Bayağıdır elime almamıştım, iyi geldi.

Başından sonuna dek ilk kez bir futbol maçı izledim ve şu laf "bir tane yemeden açılmıyoruz" gecenin lafı oldu bence.
Türk işte:)

Hakkaten çok keyif aldım, eğlendim. Yarı final nedir, offside neye denir, ceza sahası neresidir öğrendim.

Evdeki dağınıklığın tam olarak yarın akşam itibariyle son bulmasını umuyorum:)
Bu arada taşındığımızdan beri yerde yatmamıza sebep olan eksik yatak parçası sorunu yarın halledilmiş olacak.

Yerleşik hayata geçmemizin maksimum bir haftayı geçmemesini, haftaya Pazar, ilk misafirlerimi davet etmeyi bile umuyorum:)

ikea evinizin her şeyi



Bir İkea klasiği;
Önce klavuzu unuttuğumuz için kuramadık, sonra hadi onun netten bulduk bu kez de parçaları eksik almışız:)
Bu akşam gene ordayız, eksik parçaları almak, bir de çalışma köşesi yaratmak için...
Duman'a gelince mahallenin bütün kedileriyle kavga ettikten sonra nihayet eve alıştı:)
Tek tek tamamlanıyor her şey
Bugün nihayet morsüpürgem de geldiiii!
Model: sevdicek
Foto: ben

duman duman

Duman'cım;

Evet burası bizim yeni evimiz.
Yavaş yavaş alışacağız, güzel bir düzen oturtturacağız.
Hayır, eski eve geri dönmeyeceğiz.
Taşındığımız bir kaç günkü kalabalık bir daha olmayacak, gene kendi küçük çekirdek ailemiz olacağız.
İnan bana burda daha rahat edeceksin.
Harika bir köşe yapacağız sana, ama biraz sabret bak daha bizim koltuğumuz bile gelmedi:)
Mahallenin kedilerinden korkmana gerek yok, biz seni koruruz. Senin baban onlarınkini döver merak etme.
Ayrıca sen martılara bile kafa tutabilen bir kedisin, aslansın, kaplansın.
Gerginsin anlıyorum ama yüzümü tırmıklaman hiç güzel değildi. Ödümü kopardın.
O yüzden popona terlik yedin.
Evde saklanıp, seni çağırdığımda ses çıkartmayarak beni korkutamazsın. Ordasın biliyorum.
Bütün kolilerin kenarlarını deştin, taşınmadan önce bile bak buna kızmıyorum ama tuvaletini gereksiz eşelemen sinir bozucu hele de süpürgemizin bozulduğu şu günlerde.
Çevremizdeki herkes, yeni eve geçtiğimizde seni bırakmamızı öğütledi. Biz bunu düşünmedik, hayat arkadaşımız, bi' tanemizsin ama lütfen kimsenin kedi beslemediği bir apartmanda miyavlamalarınla yeri göğü inleterek bizi zor durumda bırakma.

Seni seviyoruz.

Annen/Baban

mimmimmim

Sinem'cim beni mimlemiş:)

Konu; çocukluk yada gençlikte yaşanan en tehlikeli, en komik macera.
Mimi yazdığı günden beri düşünüyorum, düşünüyorum ama bulamıyorum:)

Küsme bana olur mu? Aklıma gelirse belki yazarım ama aklıma hiç gelmiyor. Ya çok uslu bir çocuktum yada kafam darmadağınık.

Dolayısıyla da kimseyi mimleyemiyorum:)

ta-şın-dık

Ve;

Taşındık!

Cuma günü aksiliklerle dolu, yardımcı ablayla eve geldiğimizde, sular kesik, fişe takarsın süpürge çalışmaz, engelli parkur gibi bir gün ama, sabır sabır sabır.
Gecesi toplanma, toplanma, toplanma, yardıma gelen cici arkadaş. Sonra eşim, kuzenim, kırılmaması gerekenleri, arabayla nazikçe yeni eve bırakmaları.
Cumartesi, eski evle son bir veda, işe doğru yola çıkış.
Evde kalan sevgili, ortadakileri toplamak, rafları, gardrobu sökmek paketlemek.
İş çıkışı yeni eve geçip, sakin sakin eve getirilenleri yerleştirmece. Nasıl keyif. Püfür püfür rüzgar.
Karşı balkondaki erken ergen kızların dinlediği korkunç müzikler bile keyfimi kaçıramadı:)
Sonra akşam vakti, evimiz sırtında çıkıp gelen sevgili.
Günün kahramanı kendisi. Unuttuğu, kırdığı bir şey yok, onca yorgunluğuna rağmen yüzünde aşık olduğum gülümsemesi.
Birtanecik arkadaşım, halamız ve diğerleri...
Elektronikleri takmaca, gardrobu kurmaca, muhabbet.
Kutusunun içinde korkudan kaskatı kesilmiş Duman:)
Bir İkea klasiği; yapım klavuzu gelmediği için kurulamayan bir eşya ve bulmaca çözer gibi evdeki herkesin fikir beyan edişi, en sonunda öylece bırakıp, uyumak üzere evlere dağılma...-biz halada uyuduk-
Bu arada, Duman'ın köşesi hazırlandı, eve bırakıldı kendisi, umarım güzel bir gece geçirmiştir deli kızım.

Şimdi, günaydın;

Sinem'in önerdiği vakum poşetlerin siparişini verdim, uyanır uyanmaz. Eve gidip o dağınıklığı düzenlemek, her şeyi tazelemek için sabırsızlanıyorum, önce bir Pazar kahvaltısı etmeliyiz.

Yardım eden, dua eden, telaşımıza yetişen, heyecanımızı paylaşan herkese teşekkürler.

Artık yeni evimizdeyiz.

Avrupa Yakası'ndaki "garanti veremem" diyen adamı hatırlatan boyacımız, bugün nihayet işini bitirdi...
Evimiz istediğimiz renkte, ışıl ışıl.
Seçtiğimiz aydınlatmalar tahmin ettiğimden de fevkalade sonuç verdi, istediğim ışık ve renkleri yakalayabildik.

Hüma'cım sayesinde, yarın bana yardımcı olacak bir abla edindik. Evimizdeki boya kokusuna, deterjan kokusu karışacak:) Öyle zor oldu ki, en az beş kişi vardı, fakat hepsini bir işi çıktı, haftalar öncesinden sözleşmek icabedermiş meğer.

Tek sorun;
İkea'dan alınan sehpanın, kutudan çıktığında, benim zihnimdekinin yaklaşık on beş katı oluşu.
Resmen çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane durumu.
En kısa sürede iade edilecek.

Hep derlerdi, içinde görünce farklı olacak, aynen öyle oldu, aylardır eski eve bile almayı çok istediğim şey, şimdi bir an önce kurtulmam gereken şeye dönüştü.

Diğer ufak sorun da, hala istediğim renk kumaş bulamadım perde için.

Yüzlerce fotoğraf çektim ama aktaramadım hala.

Bakalım Duman bu yeni evi sevecek mi?
Onun köşesine de karar verdik ama her zaman olduğu gibi son kararı O verecek:)

Planlar yolunda giderse, Cumartesi gecesi yeni evde uyuyabiliriz, bir değişiklik olmazsa.

Şu ara en çok düşündüğüm, uyumak, uyumak, daha çok uyumak. Cümle içinde kullanırken bile gözlerim kapanıyor:)

kalk gidelim

Benim iki günde yapabileceğim işleri sevdiceğim, iki saatten az bir sürede yaptı.
Topladı, tasnif etti, paketledi, koliledi, bütün bunları çok seri ve hiç bir şeyi kırmadan, düzenlice yaptı.
Pek kıskandım:) Yine hayran oldum:)
Ben daha az pratiğim ve dikkatim çok dağınık. Fotoğrafları mı düzenleyeceğim, oturup tek tek bakıyorum, kitaplar için de aynısı geçerli, o sırada aklıma başka bir iş geliyor, onu yapıyorum olay bölünebiliyor.

Adres değişikliğine kısa bir süre kaldı, hala pek çok angarya var halledilmesi gereken.
Ben en çok, bu "kalk gidelim" halden sıkıldım, öylece oturmak bile gözünü yoruyor insanın, ev dağınık, pek çok şey ortada yok, mutfakta bir olağanüstü hal uygulaması var. Yapmak istediğim pek çok şey kafamda ama "artık taşınınca" diye bir cümle var her şey için. "Artık yeni evde yaparız". Ama az kaldı.

Yeni evde tam istediğim gibi bir çalışma köşem olacak:) Sevgilim söz verdi.

telaş

İnternetten araştır, çiz, ölçü al, derdini anlat, bazen anlaşılsın, bazen anlaşılmasın, fakat nasıl ustalar bu mobilyacı tayfası istediklerini satma konusunda anlatamam. Bizim istediğimizi evirip çevirip astronomik rakamlarla kendi istediklerini verebiliyorlar size, gözleri dört açmalı.

Bak bak, seç seç, beğen, stokta olmasın, sipariş ver, ödeme yap, renk seç, boyacıyı gaza getir, temizlikçi bayan ara, perde ölçüsü al, eve ilk olarak temizlik malzemesi al, bir sürü detay, en çok da not al:)

Sonuçta netleşti pek çok şey, benim kısa sürede kendimizi yeni evde konuşlandırma telaşım, koşullardan ötürü, "geç olsun güç olmasın" sakinliğine dönüşüyor ister istemez.

Günler böyle telaş içinde geçerken, dün biz ikimiz izinliyken, angarya işleri halletmekteyken, bu arada İkea'da saatlerimizi geçirmişken,

bir vakit yaratıldı kendiliğinden ve nasıl olduğunu anlamadan, üstünden aylar geçmiş bir işimizi yaptık;

Yüzüklerimizin içine isimlerimizi ve tarihi yazdırdık:)

Yepyeni bir yüzüğüm olsa bu kadar sevinmezdim sanırım, çıkarıp çıkarıp içine baktım tüm gün, çok hoş bir his...

movin' movin'

Bugünlerde iki adresimiz var:)
Düzenimizi birinden diğerine aktarmaktayız.

Taşınmak dünyanın en zor ve en keyifli şeyiymiş meğer. Ben ilk kez yaşıyorum.
Zor yönü şu:
Hiç bir şeyi atlama ihtimalin yok.

"Cdler karışık ama dursun öyle, haftaya evde olduğum gün sakin sakin düzenlerim, hatta belki bir de cdlik tasarlar, boyarım"
"Nevresimler dursun, daha sonra ütüleyeceğim"
"Çorap çekmecesi karışık biraz, düzenlesem mi?"

Böyle ihtimaller yok, ertelemek yok, tek tek bütün ayrıntılarla ilgilenmen gerekiyor. Her şeyi temize çekmelisin. Çok çok güzel bir şey bu. Yenilenmek.

Paketlenmeli hepsi ve üzerine içlerinde ne oldukları detaylı bi şekilde yazılmalı ki yeni evde kafayı çizmeyesin:) Bu yapmakta iyi olduğum bir şey. Ev boşalmadığı gibi kutularla doluyor. Duman delisi birinden çıkıp diğerine giriyor. Onu yeni adrese nasıl alıştıracağız bilmiyorum.

Gereksiz hiç bir şey yok diye düşünmeme rağmen şimdiden öyle çok şey attım ki.

Güzel olan, bir yıldan fazla bir süre birlikte yaşadıktan sonra, şimdi birbirimizin huyunu, alışkanlıklarını iyi bilirken bu işe kalkışmış olmak.

Boyacımızı bir alem. Eve girip eski renge baktığında, bu renk 50'li yıllarda kaldı dedi sonra beğenmezsek eğer para almayacakmış onu da ekledi, öyle işinin uzmanı yani:)

Dün akşam yatak bakarken, birden yatağın üzerine çıkarak zıplamaya başlayan adamı uzun zaman unutamayacağımıza eminim. O kadar çok güldük ki, adam satıcı değil showman. Üç tane çay içtik, adamın gösterisini izledik ve sonuçta bir şey beğenmediğimiz almadan çıktık:)

Yazıp çiziyoruz sürekli, ölçüler alıyoruz, iyi ki acelemiz yok...

Bir de ben;
Mutfağa bir radyo istiyorum bu evde, cd de çalsın, ben yemek yaparken, öyle tıngırdsın, notalar, yemeklere karışsın.

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa