220809

Aşıksınızdır.

Birilerine akıllıca gelmeyen şeyler yaparsınız, hallere bürünürsünüz. Basit ama sizce dünya değerinde şeyler. Sırf bir simidi bölüşmek için, uzun saatler deniz aşmak gibi, yıllar önce okuduğu, artık toplatılmış bir kitabı, kütüphane kütüphane arayıp armağan etmek gibi, bir öpücüğün ardından şaşkınca bakakalmak gibi, nefesi olmadan uyuyamamak gibi, küçük bir şeye birlikte saatlerce gülmek gibi, bir sinema biletini, bir el izini, bir sözcüğü saklamak gibi, ahşaptan müzik kutusu oymak gibi... Binlerce minik şey. Minik elmaslar kadar değerli.

Birileri gıptayla bakar, bilirler çünkü o zehrin tadını. Birilerine de aptalca gelir bunlar. Anlayamazlar. Sahi, aşk ne zaman "akıl" işi oldu ki? Ölçülü, cetvelli, hesaplı ablalar, uzaktan ve tepeden bakar size. Siz kimsenin bilmediği bir sırrı bilmektesinizdir onlara göre. Matematiğe vururlar bütün bunları, sığmaz denklemlere, tek tek hesaplarlar, içinden çıkamazlar. Yanılacağınıza emindirler, ölçüsüz olmanın sizi zarara sokacağına. Aşkın kar-zarar defteri olur mu ki? Çok iyi bilirsiniz ki, anlatsanız, kelimelere dökseniz de sonuç aynı olacak.

Anlayamazlar.

Ancak ve sadece, aşkı tatmışlar anlar sizi.

Gece yarısını geçmiş, pencere kenarında tıkır tıkır yazı yazıyorum, kelimelerle oynuyorum. Sesler duyuyorum, çatal kaşık sesleri, tatlı bir telaşa dair sesler... Ne yapar bu insanlar? Neye sevinirler bu kadar? Bu saatte uyanmak onları neden mutlu eder? Uykunun en tatlı yerinde uyanıp, koca bir aileyi doyuran anne nasıl heyecan duyabilir? O sofraya nasıl keyifle ve neşeyle otururlar peki? Bir dakika önce yerken, bir dakika sonra yemeyi bırakmayı nasıl başarırlar? Bunu nasıl anlar, kabul eder ve uygularlar?

Çayın altını yakmaya gittiğimde bunları düşünüyorum.

Aşıkları anlayamayacak insanlar gibi, onları da hiç bir zaman anlayamayacak olanlar hep var.

5 Comments:

  1. pedro said...
    Neye sevinirler bu kadar değil mi? :) Çok güzel tespit. Ben de dün gece balkonumdan kafamı uzattığımda aynı sesleri dinledim. Dün akşamüstü eve giden insanlardan ve evlerden de aynı huzur ve bereket taşıyordu. :) Kim olursan ol, nerde olursan ol, kaç yaşında olursan ol, eğer istersen, o mutluluğu hissedebilirsin. Dün balkondan duyduğum seslerin, 5 yaşındayken anneannemin kurduğu sahur sofrasını hatırlatması gibi bana...Bakkal çırağının yakın evlere pide taşımasında bile bir sevinç...
    joy said...
    <3 kalp kalp kalp bu yazıya...
    melda said...
    ne güzel bağlamışsın öyle. :)
    zeya said...
    binlerce minik şeyin kocaman olmasını seviyorum ben :):):)
    mermaid said...
    @pedro: sahur kardeşliğiiii!

    @joy: sana da kalp kalp:)

    @melda: bağlarım ben:)

    @zeya: evet aynen!

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa