yaşasın ekmek yapmak!




Ben dün akşamüstü boynu bükük çiçek gibiydim. Yorgun, bitkin, uykusuz ve tabi huysuz. Sevdiceğimle gün boyu tek kelime konuşamamış, akşamki organizasyonu düzgünce yapamamış… Hiçbir şeye yetişememe hissi ve mutsuzluğu. İnsan balık olunca hayat zor, gel gitler, gözde kocaman ışıklı damlalar, mütemadiyen.

İki yıl kadar önce, böyle bir günde, hatta daha karanlıktı, dışarıda karlar, minicik evimizin, mini mini mutfağında, acemi ama sahiden kalbimden yemekler yaparken, birden çıka geldi elinde kocaman bir paketle. O benim müzik perim, matruşka bebeğim, en can arkadaşım. En kolay uzlaştığım, en çok konuştuğum, cebinden her şey çıkan kaptan mağara adamım, sulugöz balığım, varlığından nasıl da gurur duyduğum, gördüğüm en güçlü kadınlardan olanım…

Kocaman bir paket işte!
Ben tabi, heyecan heyecan heyecan! Hediyelere, paketlere, en küçük sürprizlere bile bayılan ben.
İçinden ne çıktı?
Kooocaman bir şey.
Bir fırın!
Ve tabi benim mutfak maceralarımda yeni bir dönem başladı. Şarkılarla kutladım. Hemen bir raf açıldı, tarifler, tarifler, tarifler okundu, denendi, denetildi. Eve harika kokular sindi.

Şubat ayıydı, dışarıda kar, hemen o sabah kahvaltıya börekler yaptım.
Sevdiceğim iş hayatındaki çok ciddi sorunlarla baş ediyor, O kendine ev arıyor ve bulamıyor, düğümler çözüyoruz hep beraber, dışarıda kar, mevsimler değişiyor, yoğun iş tempom şimdi bakınca inanmadığım bir hızda devam ediyor, hayat akıp gidiyordu.
Ve ben öylece elimde tariflerle, sanki o sırada yaptığım en önemli şey buymuş gibi bir ciddiyetle yemek yapıyordum… Sanki yapmasam dünya duracak gibi. Sanki o an her şeyin sabiti o gibi.

Ve dün akşam;
Telefonda söyledi önce “sana bir sürprizim var”. Hemen şımardım tabi, merak merak. Akşamı buldu gelmesi, gözlerini kapa dedi, kapadım bekledim, yine kocaman kare bir kutu, tahmin et nedir:
Ekmek makinesi!
Çığlık atmaya başladım tabi. Gözlerimde yaşlar.
“Sana çok kızdım ne gerek vardı...”
“Ayy delisin sen, çok kızdım ama bir o kadar da sevindim”
Yine o zamanki gibi, yepyeni bir sayfa. Yepyeni bir pencere. Çok güneş alacaklardan hani...

Böyle yani. Ekmek makinem var şimdi benim. En istediğim gibi, gri ve pek sevimli.

Şimdi ben mutfağa, mumları yaktım, müziği açtım, tarifleri okudum, malzemelerimi dizdim.

Pek heyecanlıyım!

notnot: öneriler, püfler, lütfeeen!



7 Comments:

  1. ELÇİN'İN YERİ said...
    ohh mutfaktan nefis kokular geliyor :)
    Damlo said...
    yaptı ki yaptı kiii level 2 sabırsızlıklan beklenioo :)
    Robin Goodfellow said...
    e madem yiyemeyeceğiz bari fotolarını görelim :)
    Konata Izumi said...
    yihoho, hayırlı olsun '.' hemen üstüne bi adet dantel örtü :p plus plus bana da yedir ^^
    Tanya's said...
    Ohh..mis kokulu ekmekler...
    Anonymous said...
    meripointin ekmek tarifi çok güzel,bir çok tarif denedim ama en iyi tutan o bence:)denemenizi tavsiye ederim
    Ayşe
    Çileksuyu Sibel said...
    nasil rahatlartir ekmek yapmak...biberiyeli foccaciayi tavsiye ederim,en sevdigim ekmek benim,hatta il yaptigim ekmek belki de.hele o koku eve bir yayilir ki,mideye keyif,ruha ayri keyif...

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa