ahırkapı 2010

Bu ne saçmalık. Geçen seneki düzenli ve terbiyeli kalabalık, iğrenç alkolik ergenler topluluğuna dönüşmüş. Tamam o zaman da bir saatten sonra kaykılanlar olmuştu ama belli bir sınır içerisindeydi, kimseye rahatsızlık verecek bir şey yoktu. Kimi köşesinde kendi kendine içiyor eğleniyor, kimisi dolaşıyor, kimisi ıvır zıvır yiyor vs. Gayet medeniydi. Geçen seneki, kuyruğa neden olsa da mantıklı olan kupon uygulaması, "biraaabiraabiraaa 5 liraa" rüküşlüğüne dönmüş. Geçen yıl bayağı bir konser dinlemiştik, bu yıl gürültüden başımız tuttu, her tarafta detone sesler, aptalca gıygıylar. Hani masanıza gelip keman çalmak için bikbikleyenler veya "ablaya al bi gül" diyen çiçekçiler gibi. Alkolle bir sorunum yok, edepsizlerle ve bokunu çıkaranlarla var. Nasıl bir gerizekalılıktır yapış yapış durarak bira içmek, plastik bardakta şarap içmek ve elindeki anlamsız tefi çıkkıdı yapmak. Ve bütün çöpleri yere atmak. Ne zevk alıyorsunuz? İğrenç bahar şenlikleri gibi desem o bile değil, azıtmış menopoz teyzeler, varoş abiler, görgüsüz ve açık havada göbek atma özgürlüğüyle delirmiş kızlar var. Ve herkes deli gibi bu kaosu fotoğraflıyor. Facebook'un da canı cehenneme ya. Gayet de tacize açıktı ortam. Hepinize geçmiş olsun. Yılbaşında taksim neyse, ramazanda sultanahmet neyse öyle bir şey olmuş. Nasıl bir avamlık anlatamam. Ve mantıksız! Hıdırellez bu! Allah aşkına hızır kim, olay ne, neyi temsil ediyor, neyden ötürü kutlanıyor, tamam beyin ölümünüz çoktan gerçekleşmiş ama nedir yani bu "açıkhavada alkol, hadi koş" manyaklığı! Ben normalde alkol yasağından yana asla değilim. Ama bu topluluk da gerçekten iğrençti. Nedir boyunuz mu uzadı noldunuz? Olay alkolse, deryik'in dediği gibi, al iki bira, aç ntv'yi, ahırkapı canlı yayın iç evinde efendi efendi. Geçen yıl en azından standlar falan düzenliydi, yok bu sefer yürürken önüne çıkan efes dağları ve "biracılar buraya 5lira5lira" aynen "seda sayan da buradan giyiniyor" tonuyla hem de. Nasıl bir düzensizlik, fırsatçılık, embesillikti anlatamam. En komiği de zaradan katkat etekler bulup giymiş çakma çingenelerdi. "Herkes bir günlüğüne çingene olacak" olayı. Solaryum güzelleri. Dün "pisler, camımı kirletme pis çingene çocuk"tu, bugün "ayyy ne şirinler ne gamsızlaaar" oldu.  Kızlar resmen hani böyle fasılda veya kına gecesinde normal birine benzeyen ama sonra içinden canvar çıkan ve masaya çıkıp dansözle sapıtan ve içkiyi başka bir yeriyle içen kızlardı. Neredeyse hepsi.

O biraları için için için ve o iğrenç tuvaletlere giremeyin, sıra beklemek zorunda kalın, idrar torbanız patlasın.

Bu arada, biz o kalabalıkta deryik'im şekerparemle karşılaştık. Yok doğrusu, o beni buldu. Kendisi sevdiceğimden sonra tanıdığım yön duygusu en gelişmiş ve tarif yeteneği en yüksek insan. Ahırkapının ona anlattığım gibi çıkmadığı için üzüldüm biraz. Ama bolca kahkaha attık, biraz dedikodu attık, sarıldık. Havai fişek bile gördük.

Ve ben devasa dilek resimleriyle dolu kağıdımdan gemi yaptım, denize attım. Yüzdü bile:)

Seneye görüşürüz efendim. Elbette başka bir yerde.

Bir de bugün bizim için mucize değerinde bir gündü. Detaylar daha sonra.

11 Comments:

  1. Eylül, said...
    sen böyle söyleyince mutlu oldum inan. çok üzülmüştüm gidemediğim için ama tahmin ederim. bir şey gelenekselliği modaya döndürünce böyle cılkı çıkıyor işte. talihsizlik. olsun, ben dileklerimi astım gül ağacına, dibine gömdüm hatta:) mutluluk olsun yeter.
    mortingen said...
    öyle içki içilmez,öyle eğlenilmez..
    öyle hıdrellez asla, ama asla karşılanılmaz..
    ülkemizde birşey popüler olmaya görsün hemen bokunu çıkarırız.
    Anne Café said...
    gülümseyerek okudum yine bir solukta... bence sen kızınca çok güzel yazılar yazıyorsun:)
    ELÇİN'İN YERİ said...
    bu sene gidemediğim için üzülmüştüm ama sen yazınca iyiki gitmemişim dedim ...
    defneyleyasamak said...
    Kaybolup telefonla kimseye ulasamayip herkese saydirdigim bi ara ben de aynen bu cuMleleri kurdum ama soyle de bi gercek var. Biz ulkece festivalleri toplu eglenceleri olmayan bir milletiz, bilmiyoruz, o yuzden bokunu cikarmamiz kadar olasi bir netice olamaz.hadi yapmayalim, kaldiralim ahirkapi senliklerini de,rock'n coke'u da, kac tane kalabalik organizasyon(cuk)umuz varki? ne luzumu var agzimizla mi iciyoruz diye de mazereti alalim devlet buyuklerinden, e sonra? Bu eglence anlayisi yasaya yasaya bana sorarsan deniz kizim. Gozune girsin bakisiyla bakmadikca o katkat etekler de, giygiylar da batmadi bana. Ya da pembe gozlukle miydim ne dersin? :)
    Haydins said...
    Koccim belinden rahatsız olmasa düşünüyordum bende gitmeyi, üzülmeyeyim bari :)
    heidi said...
    Havadaki bira kokusundan sarhoş olduğumu düşündüm bir an. Geçen sene kalabalık deyip mızmızlanan ben dün resmen geçen seneyi aradım. Eğlenemediğim, yürüyemediğim,kimseye ulaşamadığım garip bir akşamdı.
    Tanya's said...
    DÜn Tugba gidiyorum dedi..aklım kaldı..gidemedim diye..acaba bende onun pembe gözlüklerini ödünç alır mıydım..yoksa fenalaşır mıydım bilemedim şimdi...
    Ada Deniz Kızı said...
    Vallahi az bile söylemişsiniz yaşanan rezilliklere evet iç içte ağzınla,.bir sarhoş kızımın üstüne düşüyordu diğeri uyuşturucu almış belliki bas bas bağırıyor çlocuk korktu ne oluyor anne dercesine öylece kaldım:( vicdan azabı ile eve döndüm küçük meleğimni oraya götürdüğüm için oysa ne heyecanlı gitmiştik ne güzel beklentilerimiz vardı tanya hn da dediği gibi tuğba hn bizi ne çok heyecanlandırmıştı..Bu sene pembe gözlükler değil malesef kör olmak bile yetmezdi oysaki geçtiğimiz yıllarda ne güzel anılar bırakırdı
    divadeiwob said...
    aydınlatın diye söylemiyorum ama sen ve deryik'in neye ve niye kızdığınızı ben bir türlü anlamadım.
    deryik said...
    gündüz güzelmiş galiba. müzik duyulmuş, insanlar eğlenmiş filan. tek kızan da biz değiliz, herkes hemen hemen aynı fikirde döndü, hele ki geç saatlere kalanlar. bi yerden sonra, on ayrı müzik ama hiçbiri müzik değildi. buldum: kakofoni. öyle bir karmaşa.

    kıyaslayabileceğim "bir önceki yıl"ım yok, ama bence neye kızdığımı gayet net anlattım. kızmak da değil benimki, hayalkırıklığı. fazla dekor bir his, fazla zorlama. müsamere gibi. bunu da tarif etmek bi yere kadar heralde, görmek lazım.

    evet belki sahiden, çok da fazla toplu eğlencemiz olmadığı içindir bu. zaten bu da toplu eğlence değildi; birey birey eğlenen bir büyük topluluktu. bolca ayağa basma, bira sırası kavgası, çiş kuyruğu bekleme filandı tek temas. zaten organizasyon, mekandaki düzen de bi tuhaftı. belki de en çok ondan, her şey alt alta, üst üste, boğucu bir dağınıklık hakimdi. ya da ben yaşlandım.

    ne bileyim, hıdırelleze önce bu kadar yabancılaşıp, sonra içini kendi tarifine göre doldurmak da başarıydı sanki. elin almanı hıdırellez kutlaması yapıcam dese bu kadar olurdu heralde. ha, ben alman düzeni beklemiyodum. ne bileyim, normalde açık havada içemeyen, göbek atamayan bir güruha bir günlük izin verilmiş gibi azıtmaları, bunu yapanların da zaten heralde bu ülkede en çok eğlenen nüfus olan üniversiteliler olması, o manasız aşırılık, bence acıklıydı. bahar coşkusu filan değil o. ha tamam baharı kutluyosak tek sıra halinde kutlamiycaz; ama bu da normal değildi. yoksa ben "göbek atmayın, vals yapın" demiyorum, o belli heralde? hani elitist kaygılar değil. ne bekliyodum? sabahkinin geceye devam edebilmesini. ama olmadı.

    dediğim gibi, "ay bunlar burda olmasın" değil, ben de olmiym orda. lüzumsuz bir kalabalık, "toplu coşku" filan değil. ve orası da kurtarılmış bir festival alanı değil, bir mahallenin kenarı. davetsiz misafir gibi hissettim. bahara sevinecek olan zaten seviniyor. keşfedilecek kale gibi parmakla gösterilince de akın akın zaptı yakın bir hal.

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa