pırıl

Pırıl;
Ailemizin yeni üyesi.
Gördüğüm en karizmatik makine. Bulaşık olayından kurtardı bizi. Yaşasın.

Hamilelik durumlarına gelince, bayrağı devraldığıma göre bir miktar yazmalıyım;
Herşey tıkırında. Hayatımın en değişik dönemlerinden biri. İlk zamanlar alien gibi hissettim doğrusu :) Sonra alışma hali. Bir mucizeyi hemen kabullenmek kolay değil ki. Henüz öyle bir üçüncü gözümün açılması durumu yaşamadım. "Anneler hisseder, herşeyi biliyorum, cinsiyeti rüyama girdi" veya "Babası canımız çilek çekti" halleri olmadı. Daha ziyade; bir neşe, heyecan, merak, bir zıpzıplık.

Elimin durumu yer yer zorladı. Onda da sevdiceğim elim kolum oldu. Şimdi daha iyi, dinlendikçe düzeldi. Onun dışında pek farklı bir durum yok. Uyku atakları vardı, giderek azaldı.

Hayat güzel. Okul tatilinde gibi bir hal. Telaşsız hazırlıklar. Gün içinde çıkıp yürümek. Sayfiyedeki yaşamlar gibi bir hava. Tıktık önümüze açılıveren kapılar, hooop balonlar, havai fişekler.

Kilo durumum iyi gidiyor, bundan memnunum. Yokuştan yuvarlanmak istemiyorum pek. Yine de Ebru Şallı diye birinin olduğu bir dünyada hayat zor tabi.

Pek bir şey okumam sanıyordum, ama okuyorum. Çok da faydalanıyorum. İnternet pek bir karmaşık. "Ah onu hissettiğimden beri hayatımın anlamı değişti." "Babası da pek düşkün bir dediğimizi iki etmiyor" "Bugün dizdiği binbirinci küpün üzerine çiçek resmi yaptı."dan öteye giden çok az günce var.

Bunun yerine güvenilir yazarların ve/ya konuda uzman kişilerin kitapları daha zengin. Hamilelik zaten doktorun önerileri doğrultusunda davranılacak, pek de müdahalemizin olmadığı bir süreç. Laylaylom. Sonrası için, özellikle ilk bir yılı ilgilendiren, bakım, sağlık, gelişim vb konularda okumalar yapıyorum. Evet şimdiden:) Ben her şeyi abartırım. Bir yazara takar kitaplarını patlayana kadar okurum, ilgi duyduğum bir konunun hakkında bir şey kalmayıncaya kadar elime geçen her şeyi ezberlerim. Abartırım özetle:) Yeni merak konum da bu olduğuna göre, çokça okumam kaçınılmaz aslında.

Ece Arar'ın kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim. Çokça faydalandım ve beni başka okumalara da yönlendirdi. Zengin, derin ve sakin cümleler. Sahici. Sanırım en iyi tanımlayacak kelime bu; sahici. Mükemmelmiş gibi yapmayan, kusursuzmuş gibi yapmayan, herşey çok basitmiş gibi yapmayan. Çok iyi tanıdığınız ve güvendiğiniz birinin çay eşliğinde size samimi bir şekilde deneyimlerini, kaygılarını, duygularını anlatması hissi. Öyle ki, onu iyi tanıdığınız veya hatta sizi iyi tanıdığı duygusuna kapılarak, ona kalbinizi açmak istiyorsunuz. İyi ki var.

İsim konusu çok komik. Kızılderililer mesela bir müddet bekler, çocuğun karakteri kendini belli edince ona uygun adlar verirlermiş. Biz kedilerde bunu yapıyorduk :) Ben telaşla isim koymak isterken; sevdiceğim "dur bakalım bir, tanıyalım nasıl bir şey" der ve sonra süper isimler bulurdu. Benzer bir durum yaşayabiliriz:)

Kocaman battaniyemi tığ kullanamam sonucu askıya almıştım. Örgünün elimi yormadığını keşfettim. Film izlerken minik bir hırkaya başladım, bitiyor neredeyse. Minik minik minik. Hızla tamamlanması en iyi yönü tabi:)

Kitaplar konusunda güzel bir arşivim olmaya başladı. Peki ya, bu konuda izlenebilecek belgesel vb önerileri olan var mı? Çok sevinirim. Okurken dikkatim eskisinden çabuk dağılıyor.

---


Meraklısına not: Bu blogu yorumlarına dek defalarca okuyup, hayalet hayalet gidip dönenleri ve sahibi oldukları blogları o sayaç programlarından biriyle görebiliyorum, çok eğlenceli.

18 Comments:

  1. Püstüklü Mama said...
    1. National Geographic'in bir belgeseli vardı, tekil ve çoğu gebelikler üzerine an be an kayıt etmişler doğumlarına kadar. Hani içeride ne oluyor diye merak edersen :)

    2. Hangi program o hafiyelik yaptığın :P
    Tanya's said...
    Denizkızım,

    Çok güzel gececek senin bu mucizen..ben sadece ece, tracy hogg ve what to expect serisinin ilk yılını okudum..o da ecenin tavsiyesi ile..hamilelikte olacakları gec dediydi bana..okuyabildiğin kadar ilk yılla alakalı oku dedi..

    bu arada tracy hogg hala başucu kitabım..tavsiye ederim şiddetle.

    Onun dışında cokta okuma..kafanı bulandırma..sadece keyfini cıkar..

    Hahahyt..bende de var sinsice okuyup gidenler...
    nalan said...
    korktum şimdi. sayaç kriminal analiz da yapıyodur şimdi ?
    :)
    örme işi konusunda bence daha dikkatli olmakta fayda var. önce ağrımıyor gibi olup sonradan canını çok yakmasın.
    Anne Café said...
    ay hayalet hayalet gelip dönmeyim diye merhaba! çok sevindim. senin dilinle anneliği okuyacağım burada yakında, daha da sevindim. bakalım sen nasıl anlatacaksın? sen dediğime kızmazsın inşallah. ben de çünkü senin ece ararla yaşadığın hissi seni okurken yaşıyorum.
    anne blogları öyle doğru söylüyorsun. görünür olmayı çok önemsiyoruz ve herkes için bir anlamı olduğunuzu sanıyoruz bizim bebeğimizin niyeyse? benim de anne blogum var. national geographicin bir belgeseli vardı ama adını unuttum. yunus terbiyecisi bir kadının hamilelik ve doğumunu anlatıyordu. o doğum yaparken ben hüngür hüngür ağlamıştım. çok ama çok güzel bir belgeseldi. anne karnında yaşama yolculuk muydu adı diye baktım şimdi sanırım o değil. bulursan izle. hamilelikle ilgili duygularını ve özellikle anne-hamilelere dair tespitlerini duymak istiyorum, merakla bekliyciim:) sevgiler, çok sevindim gerçekten...
    mermaid said...
    @püstüklümama: evet o belgeseli biliyorum da daha çok ben bebek bakımı hakkında varsa izlerim diye düşündüm. benzer doğum belgeselleri ben de çevirdim. o süreç sanki hep aynı :)

    @tanya: evet işte ilk yıl bakımına bakıyorum ben de. çok enteresan:) ve tabii seni takipteyim:)

    @nalan: alesmin:) olay yorum bırakmamak değil, başka türlü bir şey, onlar kendilerini biliyor:) evet dikkat edeyim, haklı olabilirsin.

    @AnneCafe: hiç kızar mıyım, ne kadar aksi görünüyor olmalıyım blogdan. Aksine çok sevindim yakın hissetmene:) Annelikte herkes kendi öyküsünü yazıyor galiba değil mi? Hepsi çok özgün, çok başka. Seni okuyorum ve o genelleme dahilinde bulmuyorum:) Evet o belgeseli buldum, izleyeceğim. Çok teşekkür ederim, sevgiler.
    ece arar said...
    duygulandım..utandım, sevindim, ne diyeyim. ama çok haklısın. sahici olmak istedim, anlaşılır, içimden geldiği gibi. onun için seviliyor zannedersem kitaplar:))
    heidi said...
    Ben de sinsi okuyuculardanım. :) Ben hiç kitap okumayanlardanım. Ama hala bir soru içimi kemiriyor. Çok bilgisiz ve tecrübesiz bir anne mi olacağım diye. Ama ne zaman kitapçılardaki anne-çocuk bölümüne göz ucuyla baksam arkama bakmadan kaçıyorum.

    İsim konusunda Kızılderilileri desteklesem de sabırsız bir anne adayı olarak karar verdim.

    Sağlıklı ve keyifli bir hamilelik diliyorum.

    Sevgiler.
    mermaid said...
    @ecearar: binkalp size.

    @heidi: ay ne demek sinsii:) ben onu demek istemedim biliyorsunuz değil mi? hayır kitap okumamak kötü dğeil ki, ben 25indeyim, daha önce hiç bebek görmedim. haliyle okuyorum, okumak iyi geliyor. ama herkesin ihtiyacı ve durumu elbette aynı değil. tecrübe okumayla kazanılmaz ki hem:) belki o doğum anıyla hepsini unutacağım zaten kim bilir:))
    Sevgiler.
    Lotus said...
    ece arar tweet lemis sizi, ece, işaret ettiyse bakmak gerek dedim, geldim:) Çok içten yazmışsınız, çok sevdim, ben de bekleyenler arasına girdimm:) bi de sorsam ayıp olur mu? o sayacı bloguna nasıl koydun? meraklı lotus yani nilüfer ben.
    n@zo said...
    sevmediğim mız mız, yorgun, hasta gibi hamile dönemi bitiyor. Önce Tanya, sonra sen..
    İsim konusunda ben çok aceleci olurdum kesin..
    Keşke biraz daha kısa olsaydı hamilelik dönemi, heyecanla bekliyoruzzz miniği :))
    pisikopati said...
    ben de bakıp bakıp kaçan, bazen bakıp kalan, bazen bakıp yazan bazen de yazmayanlardanım ne olacak şimdi ele veriyoruz demek kendimizi :)

    bi cümle edip hepimizi de pisikopata bağladın ya helal olsun sana denizkızım:))
    deryik said...
    zeki müren de bizi görüyo! :)
    Modapark.Net said...
    ne güzel notlar yazmışsınız...
    okudukça okuyası geliyor insanın.
    Sağsağlim sağlıkla huzurla kucağınıza almayı nasip etsin Allah :)
    neslihan said...
    Selam,
    Sizi okurken kendimi okuyormusum gibi hissettim:) Hersey yolunda gidecektir ama duygularinizi doya doya yasayin, oylesi cok keyifli oluyor. Kitaplar konusunda siz zaten dogrulari bulmussunuz, Tracy benim de basucum oldu, Ece zaten elimin altindaydi. Ben hafta hafta takip ettim Ece'nin kitabini, kizim dogduktan sonra yasadiklarimiz da benzerdi. Hos oldu yani:) National Geographic de izlemesi ilginc belgeseldi, onun da bolumlerini her trimesterin basinda izledim, bastan sona izlemedim. Zaten her asamasi degisik olan sureci sindirerek yasamak istedim. Simdiden size iyi sanslar, her sey super olacak. Sevgiler...
    yass said...
    boyle hamılelık donemını yakın blog arkadaslarımızdan okumak cok ıyı bır tecrube oluyor. E biraz da özendiriyor bayrağı kim devralacak bakalım:P
    SD! said...
    "post a comment"i görene dek canım çıktı -maaşallah.

    bir an Pırıl'ı, bebeğin isim adayı sandım ödüm mü koptu yüreğim mi zıpladı anlamadım.

    kossssssssskocaman bir nazarlık resmi koy demem gerek bu yazıya, ama çok mu kıro olur?:)

    hah, sen buldumcuk hamilelerden değilsin.
    nes-kafe said...
    hamile kalmadan 2 sene önce oğlumu rüyamda gördüm hep koymak istediğim isimle seslendim ama bakmadı.sonra iki isim söyledim ikisinede baktı gülümsedi. hamile kalıp oğlum olacağını öğrenince o iki isimden birini seçip koydum. şu andaki hali tamda rüyamdaki gibi ve aynı gülümseme :) hamileyken hiç görmedim bebekle ilgili rüya :D
    tracy hogg şiddetle tavsiyemdir. keşke hamileyken keşfetseydim. oğlum 6 haftalıkken uygulamaya başladım ve çok memnunum.
    national geographic belgeselini tavsiye ederim bende.
    Hayatın Ressamı said...
    Herşeyin iyi olduğuna sevindim.ne güzel sorunsuz ve kaprizsiz bir anne,bebekte anne kadar uysal olur inşallah.
    Bende bir yazara takarsam ,devam ediyorum kitapları arasında.ama bazen sinir olduklarımında tüm kitaplarını okumak gibi acayip bir saplantım var.Üstelik sinir olarak yapıyorum bu işi.

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa