Altı üstü annemizden iki tokat bi de fırça ile başladık. Hoşumuza giden ama yapmamamız gerekenleri öğrenmeye. Tokatların sebebi de ıslak bi don ve güneşte yanmış bir ten. Demenk ki habersiz gidilmemeliymiş yüzmeye.

Sonra öğretmenler başladı tokada. Neden? Ders saati okulda olunmalıymış, çayırda kiraz peşinde koşulmamalıymış.

Belki fiske vurmamıştır babamız ama onu da eklemesek olmaz. Yaptığımızdan dolayı üzüldüğünü görünce içimiz cız etmiştir, belki tokattan ağır sözlerle hatamızı anlatmaya çalışmıştır. Neymiş? Sigara sağlığa zararlıymış.

Askerde yemişizdir sıradaki fıskeleri ya da ağır kelimeleri. Ya koşuda sonuncu olmuşuzdur ya da hedefi vuramamışızdır. E "Her Türk Asker Doğar" ya, ondan.

Peki sonra? Sonra patrona gelir sıra. Artık tokattan uzağızdır, ama sözler daha bir ağırlaşmıştır. "Ulan iki tokat atsa daha iyiydi" diyenler çıkacaktır. Ama işe zamanında gelinmeliymiş, söylenilen anında yapılmalıymış. Değil mi?

Artık öğren hayatın yarısı bitti.

Hayatınızın belki tam ortasında. Belki ilk çeyreğinde, belki son.

Ben sıradaki cezamın ne olacağını biliyorum.

O kadar hayat dersinden sonra bunun da cezası, bu olsun.

vız gelir tırıs gider..
 

Bu yazı da mortingen'den :)

1 Comment:

  1. Tanya's said...
    Mortingenin ellerine sağlık..klavyesine de..

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa