taze anne'den

Eğlenceli günler.
20 saatlik uzun bir yolculuğun ardından geldi Pıtıpıtı. Bugün dünyada 8. günü. Doğum hikayemi yazmak gelmiyor içimden, çok özel olduğundan ve abartıyormuşum gibi duracağından korktuğumdan. Sadece zordu. Ve bir arkadaşım "sen hep zoru seversin zaten" dedi. Belki de hata bu, bunu düşünerek bunu çağırıyorum hayatta, üzerine düşünmeliyim bu konunun.

İlk dinlediği şarkı; Imagine oldu. Ama Derya'nın söylediğine göre; Mortingen ona Hey Jude'u söylemiş daha önce.

Bir haftanın sonunda bir takım tespitlerim var tabi:)

Öncelikle Şu Moby Wrap denen şey muhteşem bir icat. En taze deneyimim olduğu için ondan başlıyorum. Uzaktan bakıldığında kefen bezinden hallice görünen bu zamazingo sayesinde biz bugün dışarı çıktık ve uzun süre dışarda kaldık. Eller serbest kalıyor, evde de kullanılabilir, ufak tefek işler halledilebilir. Koy bunun içine adamı, ısıt mamayı vs. Dışarı çıkmak içinse, hakikaten ideal. Tamam ana kucağı da harika bşy ama yok ben onu hayatta taşıyamam. Çok ağır bir şey, bu durumda da bağımlı olurum ve tek başıma dışarı çıkamam. Oysa bununla, sarın sarmalan in markete, çık yürüyüşe, vesaire. Evden uzakta bir Avm'de alışveriş yaptık. Eksikler vardı, varmış daha doğrusu. Bebek olayına girmeden önce, hangi tulum daha fonksiyonel, hangi ıslak mendil paketi daha ekonomik falan bilmek imkansız oluyor. Bunlar kitaplarda yazmıyor:)

Bir müthiş icat daha; Itzbeen Alarm. Bu şu işe yarıyor; yaptığınız aktivite tamamlandığında, pıt basıyorsunuz düğmeye, kendisine ait kronometre başlıyor çalışmaya. Uyudu mu, mama mı yedi, altı mı değişti, ilaç saati mi... Hop basın. Ben bu iş için excelde tablo tutmak, kağıda yazmak, günlük yapmak falan gibi şeyler yapanları duydum. Onlar da mantıklı ama bu acaip pratik. Duyduğum kadarıyla Iphone'lar için benzer işlere yarayan yazılımlar varmış, onları da araştırabilirsiniz. Şu yeni anne babalık döneminde, kafamız bir dünyayken, bazen birimiz mola vermişken; "ne zaman uyudu" sorusuna net bir şekilde; "2 saat 14 dakika" diyebilmek büyük nimet oluyor inanın. Rutin oluşturmakta da işe yarıyor tabi. Hastaneye bile götürdük ve doğduğu andan itibaren kullandık öyle söyleyeyim.

Biz iki kişiyiz. İlk günden beri evde üçüncü bir kişi; bakıcı, yardımcı, anne, anane, büyük teyze falan olmadı. -Haftanın bir günü gelen yardımcı ablamız hariç- Bu bizim seçimimiz. Şimdilik iyi gidiyoruz. Evet yorgunuz. Benim mecburi sezeryanın getirdiği bir takım sıkıntılarım da mevcut olmasa, daha iyi kotaracağım. Ve doğum-sancılar vb derken, savaştan çıkmış gibi oluyor insan. Ama iyiyiz. Hiç bir şeyden de geri kalmadık. Mortingen lohusa şerbeti bile yaptı bana. Kendi bebek süslerimizi yaptık. Heves ettiğim herşey, gönlümce oldu. Gücümüz yetti. Dostlarımız, ailemiz gelip gitti, misafir oldu, Pıtıpıtıyla oynadı. Bir de karşı kapıdaki melek komşumuz, yemekler, kremler taşıdı. O evden bu eve tencereler geldi, sevgi, muhabbet geldi. Bu bir istisna ve ayrı bir yazının konusu. Hepsi bu. Ayrıca başkalarının düşüncelerini dinlemek ve kendi kararlarımızı açıklamak durumunda kalmadık. İnsanlar ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, bu dönemde yorucu oluyorlar. "Emdi mi, üşütmesin, aman dışarı çıkmayın, olmaz öyle, vb." Kendi minik evrenimizde sakin sakin gidiyoruz.

Lohusa depresyonu denen şey; 40 gün evde çıkmamaktan kaynaklanıyor, buna eminim. Hayır bu bir "bebeklendik ama hayatımız hiç değişmedi" yazısı değil. Elbette tepetaklak oldu, tümden ve kökten değişti. Ama dışarı çıkabiliyoruz. Ve bu bana iyi geliyor. Kesinlikle iyi geliyor. Havası değişiyor insanın bir kere. Kendine cesareti geliyor. Pazartesi sabah Mortingen işe başladığında, ben normal döngüyü sürdürebileceğim, inşallah.

Kendimi çok iri hissediyorum. Değilim elbette ama sanırım doğurur doğurmaz eski halime döneceğimi umuyordum. Not so fast! Yavaş yavaş yoluna girecek herşey.

Bu doğumla gelen şenlik hali çok güzel. Gelenler, gidenler, çiçekler, kutlamalar. Kırk gün, kırk gece neşe. Bu kendimi kraliçeler gibi hissetmeme neden oluyor. Ne çok sevenimiz varmış meğer.

Çeviri yapmaya üçüncü gün başladım, çok süper oldu. Süpermanliğe soyunma isteği değil bu, sadece zaman içinde yapmaya başlayacağım şeyleri zaten hiç bırakmamak, belki biraz azaltmak daha doğru geliyor.

Bu yıl kurban bayramanın yegane kıyağı, Mortingen'in öncesinde de kullandığı yıllık izniyle birlikte 20 gün kadar evde olması oldu. Bu harika bir durum, mümkün olsa herkes yapsın. "Yanında kim kalıyor" sorusuna, "sadece ikimiz varız" diye yanıt vermek çok gurur verici. Ayrıca bebeğin ilk günleri benim için olduğu kadar, onun için de kıymetli.

Ve biz harika bir takım olduk. Bunun için minnettarım.

Şimdi bardaktaki kırmızı ve pek afilli lohusa şerbetlerimiz ve hafiiif tatlılarımızla, kendimizce bir kutlama yapıyoruz.

Bu kadar, şimdilik.

6 Comments:

  1. Pratik Anne said...
    Tebrikler. bebisiniz hosgelmis. Sizin de gozunuz aydin. Allah anali babali buyutsun.
    Herseyin yoilunda gitmesi haberleri pek guzel olmus. Insallah boyle devam etsin hep.
    ikinehir said...
    Çok sevindim, Allah analı babalı büyütsün, hep sağlıklı huzurlu neşeli olsun oğlunuz. Ben de naçizane kedileri sorabilir miyim, tepkileri nasıl neler yapıyorsunuz?
    n7e said...
    imagine den daha guzeli de yok zaten!
    zilsizzarife'nin yeri said...
    Pıtıpıtı gelmiş,hoşgelmiş.Sen de ne güzel anlatmışsın..Ve siz üçünüz hep çok mutlu olun oldu mu?
    Sevgiler
    Hülyanın Tunası said...
    taptaze kuzunun gelişini burdan da tebrik edeyim. güle güle sağlıkla büyüsün. wrapi de güle güle kullanın :)
    mermaid said...
    @pratikanne: amin amin. çook teşekkürler
    @ikinehir: kediler bir yıl kadar önce başka nedenlerden ötürü ev değiştirdi. misafirliğe gidip görüyoruz. mail yazayım sana ben.
    @zz: sevgiler bizden:)
    @Ht: teşekkür ederim:)))

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa