mükemmel anneler

Bazı blog tutan annelere hastayım. Ne şiirsel ne lirik bir hayatları var. Hayatları hep Amerikan filmlerindeki Pazar sabahları gibi.
“Az önce uyudu kuzucuğum, ben de pencereden karı izliyorum”…
Demek ki evde birkaç “Sebastian” var. Annesi, “kayınvalide”si, bilmem nesi. Hadi itiraf et. Satenlere sarınıp yaattığın yerden blog yazıyorsun kesin.Emzirmek dışında yaptığın bir şey yok. Komut girmek en kolay unutma; "tez bu veledin altı değiştirile, akşama da fasulye pişe!"
Çünkü ben mesela, oğlan uyurken, ya çeviri yapıyorum, ya temel ihtiyaçlarımı gideriyorum, ya bulaşık-çamaşır çalıştırıyorum, ya yemek yapıyorum, ya bir şey, ya bir şey… Sonsuz bir telaş. Hem bizim burada kar bile yağmadı. Eğer dışarı çıktığım bir gün değilse, havanın farkında bile değilim, nerede oturup iklime methiyeler düzmek.
Aynı tiplerin kedileri olsa eminim aralıksız; “battaniye altında film izledik” yazar durur. Çünkü o bir miskin. Oysa kedi bakmanın; o şirin hayvanın hiç de şirin olmayan tuvaletini temizleme, tüylerini bütün evden toplama, kızgınlık döneminde kafayı yeme gibi bir çok başka yönü var.

“Ah geceler uykusuz ama bir gülüşü her şeye değiyor.”
Herhangi birini bir duruma “rağmen” seviyorsanız, durum sakattır. “Falan kısmı çok zor ama çok güzel”, “zorluklarına rağmen eşsiz bir duygu” gibi cümleler hep bu sağlıksız sevginin alametleridir dikkat. Olduğu gibi, öylece seviyorsanız, tamam. Ama bu çilekeş ve fedakar, sözde halinden memnun anne rolü olmuyor.

Sonra işte sağlıklı beslendiklerine ve kilo kaybettiklerine dair anekdotlar. Bir kere sağlıklı beslenebiliyorsan, gene bir “sebastian” faktörü var, kabul edelim. O da ayrı bir mesai çünkü. Ayrıca mesela ben şu anda –önceki minyon tipime kıyasla- iriyim. Ve daha tehlikelisi bundan feci mesudum. Emzirmek çok mucizevî bir durum ve ben şu an bu iri halimle kendimi kraliçelerden harika hissediyorum. Acayip yiyorum ve dünya umurumda değil. Evet biberon dışarı çıkmak ve uyuyabilmek için hayat kurtarıcı gerçekten ama ben emzirme işini çok sevdim. Böyle dışarda mevsimler değişsin, birşeyler olsun, ben aynı koltukta oturayım mıkmık emzireyim falan. Bu ikimize özel bir durum. Değişik bir duygu. Bak bu kısmı biraz şiirsel olabilir.

Ve bir de unutmayalım, o çoğul konuşma durumu. “Biraz gaz sorunumuz var.” Hanginizin? Geçen aşıya gittiğimizde duydum biri anlatıyordu; “doktor bey kakamız…” Kakanız mı? Senin kakandan doktora ne, o sadece çocuk doktoru. Bir de "babamız akşam gelirken bize bilmem ne al" Babamız mı? Nasıl yani?

Annelik bir delilik hali. Sanırım. Daha yeniyim ben de.

Yorucu, neşeli, endişeli… Sürekli bir devinim, devri daim.

11 Comments:

  1. n@zo said...
    ahh, kakanız ne alemde? gazınız var mı mormermaidciim? :)
    komikmiş haa..
    seviyorum seni okumayı. uzun uzun yazınca mutlu oluyorum. mesela bir önceki post dumur etmişti beni. kuruldum koltuğa, okuyacağım keyif keyifli sözde.. 2 satırmış :D
    öptüm güzel adlı minik adamı..
    funda said...
    ben çocuklarla bugün " farklılıklara saygı" konusunda konuştum. İnan onlar bile evet öğretmenim herkes bizim gibi düşünmek yaşamak zorunda değil dediler.
    Bence oğluna başkalarının yaptıklarına yaşadıklarına saygı duyarak onun bunun anneliğine laf söylemeyerek model olmalısın.Herkesin anneliği kendine herkesin çocuğu kendine güzel.
    Başkalarına saygı duymasını öğretmek istiyorsan önce sen bunu yapmalısın bence.
    Naçizane bir öneri sadece
    mermaid said...
    tabi ki "farklılıklara saygı"yı biliyorum, inan birçok insandan iyi biliyorum.
    ama senin kendi dilimle eğlenmek için yazdığım bu yazıdan çıkardığın sonuca şaştım. bir mizah dergisinde herhangi bir davranışı konu alan bir yazıya-karikatüre bu tepkiyi mi verirsin? "bence çizer farklılıklara saygılı olmalı" bu reaksiyon gülünç olur. yazıda biraz karikatürize etmiş, biraz da abartmış olabilirim. ama bana komik geldi mesela doktordaki o diyalog, ne yapayım? saygı sorunum yok, o kadını parmakla gösterip gülmedim:) daha önceki benzer yazılarıma çok gülmüş ve katıldığını söylemiştin, onaylayıcı yorumlar bırakmıştın, orada da ya ev delisi kadınlar, ya maharet tipleri tiye alıyordum. bu neden dokundu?
    ben bebeğin kakasını içselleştirmiyorum diye, herkes de içselleştirmesin demiyorum ki, bana komik gelen bir durumu yazıyorum sadece. ki durum gerçekten komik. annelik eleştirisiyle ilgisi yok bunun.
    farkettiysen yazıda "o veya bunun" anneliği yok, belirli biri yok, bir davranış biçimi ve onun bana komik gelmesi var.
    asıl sen bana çocuğuma "başkalarına saygı duyacağını öğretme" dersi vermeye çalışarak eleştirdiğin davranışı yapmış oluyorsun:)
    Hülyanın Tunası said...
    bloglarda yazanların yarısı falan abrtılı ifadeler maalesef. eskiden kaale alıp "hadi yaaa ben uzaylıyım o zaman" derdim. meğer ben normalmişim :)
    evine surekli kadın gelmiyorsa, ultra luks bir hayatın yoksa, emziriyorsan vs vs çocuk uyurken kar mar izlenmiyor. ben hala şööle bi durup uzaklara bakamıyorum. çocugum uyanıkken peşinde koşuyorum, uyurken de ne halt edeceğimi bilemeden geliip geçiyor zaman
    selen said...
    Kadinlarin anneligi romantiklestirme cabalari beni benden aliyor yeminlen. Hele de boyle cilveli cilveli "ba-ba-miiiiz" bilmemne deyisleri.

    Tespitlerin devamini bekliyoruz :)
    ikinehir said...
    Ya bilemiyorum, saygı duymak nedir? Saygı duymak başka bir insanın davranışının beni rahatsız etmemesi zorunluluğu mudur? O insanın davranışında bir sorun görmemek zorunluluğu mudur? Sanmıyorum, saygı başka birşey bence. Ben mesela, bu "kakamız" mevzusuna bir sene önce falan değinmiştim. İnanılmaz sorunlu buluyorum. Şimdi sırf bunu yapan annelere/babalara saygı duyuyorum diye burada gördüğüm sorunu inkar mı etmeliyim? Sanmıyorum. Benim hoşuma gitmiyor, saygı duymak adına da hoşuma gidiyormuş gibi davranamam. Dahası, bir insanın davranışını sorunlu bulmak ona saygı duymamak mıdır ki? Bence hiç değil. Eleştri saygısızlık değildir ki, niye olsun adabıyla yapılıyorsa? Sonuç, benim hoşuma gitmiyor diye bunu yapan anneler/babalar davranışlarından vazgeçmeli diye birşey var mı? Yok. Buyursunlar, herkesin anneliği babalığı kendine sonuçta. Mutlularsa, ne mutlu onlara.
    deryik said...
    hiç kimse ana fikri anlamamış. bence her yorum bırakan bi gün mermaid'e yardım etsin. birinç :)
    huysuz said...
    çok hoşuma gitti bu yazı, az bile yazmışsın :))
    ikinehir, sen de çok iyi ifade etmişsin saygı meselesini gerçekten.
    heidi said...
    Ben de hastayım o anne tipine. Birde hastanedeki teyze tipleri var. Ayy çok ince giydirmişsin,emiyor mu,cık sakın mama ver bak bizim gelin erkenden mamaya alıştırdı çocuğu..bitmiyor galiba bu diyaloglar. Ve annelik kesinlikle delilik.

    Birde 2 kedisi bir bebeği olan biri olarak laf aramızda evi bok götürüyor ama biz oturup yağmuru izliyoruz. Saat gece yarısı geçti ve benim ütü yapmam gerek birde bu yönü var işin.
    narsis said...
    Şımarık çocuk annesine babasına güzel olabilir ama nerdeyse kalan herkese işkence gibi gelir, dimi. Şımarık ebeveyn de aynısı işte. Özünde iyi insan ekolü.
    jelatin said...
    deryik'in yorumu üzerine;

    ben çocuğa bakamayabilirim ama (niyeyse kendime pek güvenemiyorum. 13 yaşımdan beri çocuk bakmıyorum?) annesine su, kahve, yaseminli yeşil çay, martini bianco, gül çayı, kırmızı şarap filan ikram ederek terapi düzenleyebilirim. hatta bi' kibarlık yapıp sigaramı mutfakta içerim. eveeeeeet!

    şaka şaka. çocukla da ilgileniriz yahu, ne olucak..

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa